Genel :(◣_◢)

Genel ’ Kategorisi için arşiv

45 ülkede aynı zamanda hazırlanan ‘Dindarlık Raporu’na göre Türkiye’de dindarlık diğer ülkelere göre daha yüksek. Dikkat çekici bir sonuç ise son yıllarda laik kesimin kendisini daha fazla baskı altında hissediyor oluşu.

 

 

 
 
ntvmsnbc

 İSTANBUL – Dindarlığın dünya genelindeki durumunu ortaya çıkarmak için International Social Survey Program (ISSP) tarafından 1991 ve 1998 yıllarında iki araştırma yapılmıştı. Bu araştırmalarda yer almayan Türkiye, 2008 yılında yapılan ve 45 ülkeyi kapsayan üçüncü araştırmaya katıldı.

 Araştırma sonuçları Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ve Prof. Dr. Ersin Kalaycı tarafından düzenlenen bir basın toplantısıyla duyuruldu ve değerlendirildi.

 Veri toplanması ve sosyal bazı nedenlerden dolayı Türkiye dışıındaki Müslüman ülkelerin dahil olmadığı araştırmaya göre Türkiye’de dindarlık düzeyi, araştırmanın yapıldığı diğer ülkelere göre hemen her boyutta yüksek. 

 Raporda dikkat çekici bir başka konu da, Türkiye’de dindarlığın hoşgörü kaynağı olduğuna dair genel bir kanaat bulunmasına rağmen bunun güncel hayata yansımamış oluşu.

 

 

NE KADAR DİNDARIZ?
Araştırmaya katılanların yüzde 16’sını kendisini son derece dindar, yüzde 39’u oldukça dindar, yüzde 32’si de biraz dindar olarak nitelendiriyor. Dindar olamadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 7 düzeyinde.

Bu konuda sorulan ikinci bir soru da insanların dini vecibelerini yerine getirip getirmediği yönünde oldu. Katılımcıların yüzde 47’si yani yaklaşık yarısı kendisini hem dini vecibelerini yerine getiren hem de dindar bir olarak tanımlarken, yüzde 20’si dini vecibelerini yerine getirememesine rağmen kutsal değerlere ilgi duyduğunu belirtti. Katılımcılardan sadece yüzde 4’ü sorulan soruya olumsuz yanıt verdi.

Sonuçları değerlendiren Ali Çarkoğlu ve Ersin Kalaycı, kendisini dindar olarak kabul edenlerin sayısının yüksek olmasına rağmen, ibadet etme alışkanlıklarının belirtilenden daha az olabileceğini vurguladı.

Araştırmaya katılanlara sorulan bir başka soru da temel doğruların bir çok dinde mevcut olup olmayacağı yönünde oldu. Katılımcıların yüzde 60’ı sadece tek bir dinin gerçek olduğunu söylerken, yüzde 34’ü farklı dinlerde temel doğruların olabileceğini belirtti. Dinsel öğretilerde çok az gerçek payı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 6’da kaldı.

Araştırmanın yapıldığı diğer ülkelerin 2008 sonuçları henüz yayınlanmadığı için 1998 yılının sonuçları ile karşılaştırma yapılan rapora göre sadece tek bir dinin gerçek olduğu görüşü sadece Türkiye’de yüzde 50’nin üzerinde çıktı. Güney Kıbrıs, Filipinler, İsrail ve Portekiz’de bu oran yüzde 40-50 arasında olurken, özellikle Batı Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 20’lerin altında tespit edildi.

HOŞGÖRÜ AZ
Türkiye’de yapılan pek çok araştırmada insanlar kendilerini hoşgörülü olarak kabul ediyor. Ancak pratik yaşamda verilen örneklerde bu oranın düştüğü görülüyor. Benzer veriler, bu raporda da yer alıyor.

Katılımcılara “Sizden farklı bir dine mensup olan veya din hakkındaki gorusleri sizden farklı olan birisinin seçimlerde oy vermeyi dusunduğunuz siyasal parti listesinden aday olmasını kabul eder miydiniz?” sorusuna olumlu cevap veren oranı yüzde 47’de kalırken, katılımcıların yüzde 37’si kesinlikle bunu kabul etmeyeceklerini belirttiler.

Bu konuda sorulan bir başka soru da “Kamuya acık toplantılar duzenleyerek fikirlerini acıklamalarına izin verilmeli mi?” oldu. Katılımcıların sadece yüzde 35’i bu soruya evet derken, hayır diyenlerin oranı yüzde 59 oldu. Olumsuz görüş bildirenlerin yüzde 36’sı “kesinlikle izin verilmemeli” dedi.

Hoşgörü konusunda sorulan son soru ise “farklı dini görüşteki kişilerin kendi görüşlerini anlatan kitaplar yayınlamalarına izin verilmeli mi?”ydi. Bu soruya da katılımcıların yüzde 38’e “evet” derken, yüzde 21’i “verilmemeli”, yüzde 33’ü ise “kesinlikle verilmemeli” dedi.

DİNDARLARA BASKI AZALDI
Son yıllarda türban tartışması ve mahalle baskısı gibi konular Türkiye gündemini çok sık meşgul ediyor. Raporda bu konularda da ilginç saptamalar yer alıyor.

 Devlet memurlarının ve öğrencilerin başlarını örtmesine izin verilmelidir diyenlerin oranında 1999’dan 2009’a kadar geçen sürede hafif de olsa bir azalma görünüyor. 1999’da bu konuda olumlu görüş bildirenlerin oranı yüzde 75 civarındayken 10 yıl sonra bu oran yüzde 70 oranına düşmüş. Türban takılmasına “hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 16-17 düzeyinden yüzde 23-24′e yükselmiş.

  
 Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından bir ise dindarlara yönelik baskı olup olmadığı konusunda. “İnsanlar Müslümanlığın gereği olan ibadetlerini serbestce yerine getirebiliyorlar mı?” sorusuna, AKP’nin iktidara gelmesinden hemen önce 2002 yılında yüzde 63 evet, yüzde 34 hayır denilirken, 2009’da evet diyenlerin oranı yüzde 78’e çıkmış, hayır diyenlerse yüzde 19’a gerilemiş görünüyor.

Benzer bir şekilde “Turkiye’de dindar insanlara baskı yapılıyor mu?” sorusuna “hayır” diyenlerin oranı 2002’de yüzde 56 iken bugün yüzde 71 düzeyinde. Karşıt görüşü savunanların oranı ise yüzde 40’tan yüzde 24’e geriledi.

Son 7 yılda dinin yaşanmasında bir rahatlama olduğu görüşü ağırlık kazanırken, araştırma sonuçları benzer bir durumun laik kesimler için de söz konusu olduğunu gösteriyor.

2006 yılında laik kesimden insanların hayatlarını serbestçe yaşabildiklerini düşünenenlerin oranı yüzde 79 iken bugün oran yüzde 86’a çıkmış durumda.

TÜRBAN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ EN BÜYÜK SORUNLAR
Peki hem dindar hem de laik kesim hangi konularda baskı gördüğünü düşünüyor? Dindar insanların yarıdan fazlası baskı örneği olarak türban konusunu gösteriyor. Bu oran 2002’de yüzde 68 iken bugün yüzde 59. İbadet özgürlüğünün engellendiğini düşünenlerin oranı yüzde 7 düzeyindeyken, İmam-hatip Liselerinin statüsü ve ordu baskısı ise yüzde 5’in altında görünüyor.

Laik kesimin en önemli sıkıntısı ise ibadet baskısı. 2006 yılında kendisini laik olarak tanımlayanların yüzde 14’ü ibadet baskısı gördüğünü söylerken bugün sayı iki katına çıkarak yüzde 28’e oldu. Benzer bir biçimde ifade özgürlüğü konusunda sıkıntı yaşadığını belirtenlerin sayısı yüzde 8’den yüzde 20’ye çıkmış durumda.


 
Tags: Bir, Bu, Bunun, Dair, Dr Ali, Genel, Hayata, International Social Survey, Istanbul, Prof Dr, Survey Program

Related posts

ZABIT KATİPLİĞİ SINAVINA BAŞVURMA ŞARTLARI

I) Genel Şartlar:

a- Türk vatandaşı olmak,

b-İlk defa Devlet memurluğuna atanacaklar için, başvurunun son günü olan 09/05/2008 tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 40. maddesindeki yaş şartlarını taşımak ve merkezî sınav tarihi itibariyle 35 yaşını bitirmemiş olmak,

c-Askerlikle ilgisi bulunmamak veya askerlik çağına gelmemiş bulunmak veya askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak,

d- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 23/01/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 317. maddesi ile değişik 48/1-A/5 bendinde sayılan suçlardan mahkum olmamak.

e- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddesi hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak,

f- Kamu haklarından mahrum bulunmamak.

II) Özel Şartlar:

a- Fakülte veya yüksekokulların bilgisayar bölümü, adalet meslek yüksekokulları, meslek yüksekokullarının adalet bölümü, adalet meslek lisesi veya diğer lise veya dengi okulların ticaret veya bilgisayar bölümlerinden mezun olmak (Bu maddede sayılan öğretim kurumlarından mezun olanlardan veya örgün eğitim yoluyla verilen bilgisayar veya daktilografi dersini başarıyla tamamladığını resmi olarak belgeleyenlerden daktilo veya bilgisayar sertifikası istenmeyecektir.)

b- Yukarıda sayılanlar dışında, en az lise veya dengi okul mezunu olup, en son başvuru tarihi itibariyle Millî Eğitim Bakanlığınca onaylı veya kamu kurum ve kuruluşlarınca düzenlenen kurslar sonucu verilen daktilo veya bilgisayar sertifikasına sahip olmak.

c- Meslek liselerinde okutulan ve Bakanlıkça tüm komisyonlara gönderilmiş olan daktilografi ders kitabından seçilip yazılı olarak verilen bir metinden daktilo veya bilgisayar ile üç dakikada yanlışsız vuruş hesabı yapılmadan en az doksan kelime yazmak. (Bu şartın varlığı ilgili adalet komisyonlarınca yapılacak uygulama ile tespit edilecek olup, vuruş hesabı yapılmadan üç dakikada yanlışsız olarak en az doksan kelime yazamayan adaylar sözlü sınava alınmayacaklardır.)

d- Arşiv araştırması sonucu olumlu olmak.

KATİPLİK SINAVINI KAZANMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

1- En az üç ay günlük 2-3 saat klavye çalışmak

2- ekrana ve klavyeye bakmadan, sadece kağıda bakarak on parmağıda kullanarak yazmayı öğrenmek

3- geçmiş dönemlerde çeşitli illerin sınavlarında çıkmış metinlere ağırlık verme

4- hızlı yazmadan çok yanlışsız yazmaya önem vermek (yanlışsız yazmayı öğrendikten sonra hız kendiliğinden geliyor zaten)

5- sınavda, kendimiz gibi herkesin heyecanlı olduğunu düşünmek (yani sadece biz heyecanlı değiliz, herkes heyecanlı olduğu için eşitlik söz konusu)

ZABIT KATİPLİĞİ SINAVINA ÇALIŞMAK İÇİN NERDEN BAŞLAYACAĞIM?

Başlamak bitirmenin yarısıdır. Herşeyden önce MEB’in daktiloğrafi kitabına sahip olup,daha sonra parmaklarınızın yerleşimini ve oturma düzeninizi sağladıktan sonra önce basit kelimeler yazarak yazmaya başlayın. Yazım tekniğinin başında Aka, yaşa, uyu, taka, kat, yat gibi kelimeler yazılır. Bu kelimelerin yazılmasının amacı hem çok kullanılan ve sesli harflerin hakim olduğu klavye orta bloğuna alışmak ve parmaklarınızı bu alanda -konumlandırmaktır. Bununla birlikte harflerin yerlerini iyi ezberlemeye çalışın. Bu ezberleme süreci çok kısa bir zamanını alacaktır, zaten daha sonrasında parmaklarınız gideceği harfi kendisi bulacaktır. Siz bu konuda herhangi bir sıkıntı çekmeyeceksiniz.

6- Mutkala MEB’nin daktiloğrafi kitabına sahip olmak ve buradaki metinleri yazarak hazırlanmak

Q KLAVYE İLE ON PARMAK YAZILAMAZ MI?

F klavye ile on parmak yazım teknikleri kullanılarak yazılabilecek en iyi hızda yazı yazmanın ışığında aklımıza şöyle bir soru geliyor: “Q klavye ile on parmak yazı yazılamaz mı?” Bu soruyu isterseniz kendi klavyemizi ve Q klavyeyi inceleyerek cevaplayalım.

Q klavyede harf dizilimi Türkçe açısından çok olumsuzdur. Zira Türkçede en çok kullanılan sesli harf olan “A” harfi Q klavye düzeninde sol elin serçe parmağına denk gelmektedir. Sol elin serçe parmağı sürekli olarak q on parmak düzenine göre kullanılırsa elimiz çok çabuk yorulur. Bu isterseniz kendinizde deneyebilirsiniz. Q klavye üzerine sol elinizin serçe parmağı A harfine oturacak şekilde sırasıyla parmaklarınızı oturtun. Daha sonra elinizi hiç kaldırmadan sadece sol elinizin küçük parmağı ve sol el yüzük parmağı ile “ASA” kelimesini yazmaya çalışın. 5 veya 6. yazımdan sonra parmaklar ve dolayısıyla el bileği ekleminiz yorulmaya başlayacaktır. Ancak aynı kelime F klavyemizde sırasıyla sol elin işaret parmağı ve sağ elimizin işaret parmağı ile yazılacağından hiçbir yorulma belirtisi görülmez.

Sadece a veya diğer sesli harfler için geçerli olmamakla birlikte Q klavye düzeninde tüm harflerin yerleşimi Türk kullanıcısı için bir engel teşkil etmektedir. Bunu Q klavye üzerinde sesli harflerin dağınık yerleşiminden anlayabilirsiniz. Sesli harfler kelimeler içinde çok kullandığımız için önemlidir ve sürekli bu harfleri tuşlarız. Olaya birde sessiz harfler açısından bakalım. Türkçemizde en çok kullanılan sessiz harflerden birisi olan “K” harfi Q klavye düzeninde sağ elin orta parmağına denk gelmektedir. Ancak F klavyemizde bu harf sağ elin işaret parmağı üzerine denk gelir. Bunun nedeni K harfinin en çok kullandığımız sessiz harflerden birisi olması ve ellerimizin yorulmaması için hızlı ve kolayca vuruş yapabileceğimiz bir noktaya alınmasıdır. Sanırım bu bile F klavyenin farkını ortaya koyuyor, ne dersiniz?

YILLARDIR Q KLAVYE KULLANIYORUM, F KLAVYEYE GEÇMEM ZOR OLMAZ MI?

İnsan alıştığı bir düzenden başka bir düzene geçince kesinlikle bir sendeleme dönemine girer. Bu kaçınılmaz bir durumdur. Ancak yukarıda bahsedilen durumun klavye değiştirmede önemli olmayacağı bir gerçek, çünkü F klavyeye alışmanız sizin en fazla 3 gününüzü alır. Yapacağınız basit ve düzenli egzersizler ile kendinizi geliştirebilirsiniz. Unutmayınız ki, şu anda bu yazıyı yıllarca Q klavye kullanmış ve daha sonrasında F klavyeye geçerek dakikada 500 karakterin üzerinde yazı yazabilen birisi yazıyor.

Sadece F klavyeye geçmeyi isteyin bu size yeter. F Klavye on parmak teknikleri hakkında yardımcı olabilecek programlar ve yazılımlar edinmeye çalışın. Bu yazılımlar sizin klavye düzeninizi sağlamanızda büyük oranda yardımcı olacaktır.

Q klavyeden F’ye geçişte zorlanmazsınız, çünkü F klavye üzerinde klavyeye bakmadan (hatta bilgisayar ekranına bile bakmadan) yazım yapabilirsiniz. Bu sayede hızlı ve daha doğru bir yazı yazma tekniği elde edersiniz. Bunun zaman, para, rahatlık açısından getirilerini bilgisayar ile alakalı bir insansanız tahmin edebilirsiniz.

Kendinizi yormayın, birden F klavye öğrenmeye kalkmayın, öncelikle size bu konuda yardımcı olabilecek yönergeleri izleyin. Daha sonrasında kendinizi rahat hissettiğinizde F klavyeye geçin. Göreceksiniz F klavye ile aslında çok daha hızlı ve doğru yazı yazabileceksiniz. (İnanın şu anda bu yazılarda F klavye üzerinde yazılıyor, bu kadar çok yazıyı Q klavye ile yazdığınızı bir düşünsenize?)

Eğer sırf katiplik sınavını kazanmak için on parmak öğreniyorsan MEB’nın daktiloğrafi kitabını alıp oradaki yönergeleri izleyerek F klavye on parmak öğrenmelisiniz.

On parmak öğreten pc proğramları hem büyük küçük harf demde noktalama işaretlerini öğretmeye çalışıyor. Zabıt Katipliği sınavında noktalama ve büyük küçük harf önemli olmadığı için proğramdan çalışmak büyük zaman kaybı.

On parmak öğreten pc proğramlarının ikinci dezavantajı, pc ekranına bakarak yazma alışkanlığı kazandırıyor. Ama on parmak klavye yazmanın asıl mantığı ekrana ve klavyeye bakmadan sadece kağıda bakarak yazı yazmayı öğrenmek. Zaten sınavda size verilen metin kağıtta masanızın üzerine konduğu için sınava göre kendimizi hazırlamamız lazım. Burada önemli olan sınavı kazanmak.

MEB’in daktiloğrafi kitabını alıp, o kitabın 1. sayfasından itibaren denilenleri yaparak F klavye on parmak öğrenmek en doğrusu. Göreceksiniz ki, çalışma saatine göre değişir ama ortalama 4-5 ay sonra canavar gibi on parmak yazacaksınız. Parmakların kendiliğinden hareket edecek ve buna sen bile şaşıracaksınız inanın…

DAKTİLO METİNLERİ

1.Dünya mağduru olan kimsede dindarlık arama çünkü kendini gören Allah’ı göremez makam ve mevki elde etmek istersen kimseye hakaret etme ve hakir göz ile bakma akıllı kişi büyüklüğün ve yüksekliğin kibirle elde edileceğini aklında geçirmez eğer halk senin huyunu beğeniyorsa bundan daha yüce ve şerefli bir rütbe olamaz birisi gelip sana kibir taslarsa sen onu büyük görebilir misin o kişiye büyük diye bakabilir misin yüksek yere eriştiğin zaman akıllı isen düşkünlere gülme çünkü nice nice makam sahibi düştüğü ve o hakir gördüğün düşkünlerin onların yerine geçtiği hayatta çok görülmüştür farz edelim ki bir kusurun yok temiz bir adamsın bana kusurlu olduğum için kötü gözle bakıp hakaret etmeye aşağılamaya kalkışma

2. Barışı korumak kolay bir iş değildir bunun için milletler arasında dayanışma gerekir bu nedenle devletler birbirleri ile anlaşmalar paktlar yapmaktadırlar ancak bu anlaşmalar da hiçbir zaman saldırgan amaçlı olmamalıdır barışı bozmak isteyenleri bundan vazgeçirmek için kuvvetli olmak ve birlik içinde bulunmak gerekir diğer milletlerin haklarına toprak bütünlüklerine saygılı olmak ve onlardan da aynı şartıyla vatanımızın güvenliğini koruyacak tedbirleri almak ve sulh için harbe hazır olmak prensibini güdüyoruz

Halen dünyada her yıl açlıktan ölen pek çok insanın bulunduğunu görüyoruz geri kalmış milletlere kalkınma çabalarında yardımcı olarak refahı açlık ve baskının yerine geçirmek lazımdır devletler vatandaşlarını birbirlerine karşı olduğu kadar diğer milletlere karşı da açgözlülük ve kıskançlık göstermeyecek kin tutmayacak ve duymayacak şekilde eğitilmelidirler tarihteki olayları geçmiş kavgaları alevlendirip düşmanlık tohumları ekmemek gerekir Türk milleti insanlığın düşmanı olanların dışında hiç kimsenin düşmanı değildir.

3. Tarih dersinde Atatürk dersini anlatıp bitirmiş olan öğrenciye çocuğum yalnız bir şeyi söylemeyi unuttun Türk milletini kim kurtardı diye sordu öğrenci de atamız kurtardı paşam diye cevap verdi Atatürk bu cevabı kabul etmedi hayır çocuğum Türk milletini kendi kanı kurtardı dedi Atatürk Galatasaray lisesinin sınıf içi sınavında öğrencilerden birisine Nil olmasaydı mısır ne olurdu diye sordu öğrenci çabuk cevap vermek için birden boş bulunarak heyecanla ve yüksek sesle hapı yutardı dedi. Bu cevap Atatürk ün hoşuna gitti .atatürkün gerekli görmesi üzerine köy okutma davasını ele alan köy komisyonu kuruluyor uzun müzakereler arasında içinden çıkılmaz bir konunun karşısındayız bütün köylerde birer okul açılması kolay fakat bu kadar okula öğretmeni bulmak zor buna karşı aramızda çavuşlardan askeri görev yapar gibi köy öğretmenliğiyle mükellef bir kadroyu kurslar açarak yetiştirmek tezini savunanlar çok nihayet mesele Atatürk e arz ediliyor Atatürk konu ile ilgili rapora şöyle yazıyor köy öğretmenliği üniversite profesörlüğünden daha güç ve mühim bir iştir bu kadar ciddi bir konuyu böyle hafif tedbirlerle çözümlemeye çalışmanız yanlış olacaktır.

4.Bizi buraya getirenlerin şimdi bizim misafirimiz oldunuz demeleri beni çok şaşırttı gece 9.30 da başlayan sohbet şeklindeki sorguya çekilme alinin uyarısı sonucunda sabah bitti akşama kadar bekleyip saat bursa ya hareket ettik tırnak işareti metin içinde başkasından aktarılan yazıyı ve ya kelimelerin başına sonuna konur önemi belirtilmek istenilen kelimeler de tırnakta yazılır kesme işareti ise ek almış özel adlardan sonra konulur. Kısaltmalardan ve sayılardan sonra ek kısım varsa araya kesme işareti konulmalıdır.

5.Dört bin ve daha yukarı Romen rakamlarını yazmak için sayının üzeri çizilir Romen rakamı yazılıp üzerine çizgi çizilir silindiri ters yöne ve iki diş çevirip sekiz üzerindeki çizgiyle sayının üzeri çizilir ve silindir eski yerine döndürülür küçük Romen rakamları alfabenin küçük harfleriyle yazılırlar küçük Romen rakamları kitapların önsöz giriş gibi kısımlarında ve başlıkları numaralamada kullanılır küçük Romen rakamları dışında Romen rakamlarının hepsi büyük harf tuşuna basmak suretiyle yazılır Arabi rakamlar ise küçük harfte yazılır bunların birbirine karıştırılmaması gerekir Arabi rakamla on iki şeklinde yazılır yazmak tamamen yanlıştır bunu küçük harflerle şeklinde yazarsak yanlış olur çünkü bu okunacaktır bu hususlara çok dikkat edilmesi gerekir.

6.Cetvel yapma düzeni şaryonun hareketini ve istenilen yerde durmasını sağlar bu düzeni kullanmak bize zaman kazandırır bir çizelgedeki sütunların arasındaki boşluk için her satırda sekiz on kez aralık çubuğuna vurmak her paragraf başında yedi kez aralık çubuğuna vurmak zaman alır halbuki bu düzeni yani tabülatör düzenini kullanmak istenilen noktaya şaryoyu bir anda getireceği için bize zaman kazandırır şaryoyu durak yapmak istediğimiz yere bazı makinelerde ise bir ilerisine getirip cetvel yapma tuşuna basarsak durak yapılmış olur tabülatör hareket tuşu veya çubuğu da şaryonun durak yapılan yere kadar hızlı bir şekilde hareketini sağlar cetvel silme tuşu ise yapılan durağı ya da durakları ortadan kaldırmakta kullanılır bir durağı silmek istersek hareket tuşuna basarız şaryo durak noktasında durunca da silme tuşuna basarız ve böylece o durağı silmiş oluruz.

7.Başlıklar kağıda ya da yazıya ortalanıp yazılır kağıdın yatay orta noktasını buluruz şaryoyu buraya getiririz her iki vuruşluk yer için bir kez geri tuşuna basarız harfleri ve boşlukları içimizden söylerken geri tuşuna da basarız sonda tek harf kalıyorsa bu tek harf için geri tuşuna basmayız bu işlem bitince de başlığı yazarız yazının marjları eşitse başlığın kağıda ortalanması yazıya da ortalanması demektir geri tuşuna normal yazıda küçük parmakla basıyorduk başlık ortalamada ise avuç içini makinenin yanına ve başparmağı da geri tuşuna getiririz geri tuşu çok kullanılacağı için başparmağı kullanmak ve diğer parmakları temel sırada tutmak gerekir geri alma işlemi bitince başlığı yazarız istersek kağıdın yatay ortasına tabülatör durağı yapmak mümkündür.

8.Okumaya veya basılmaya hazır bir yazının daktilo ile yazılmış son şekline manüskri denir manüskri için son müsvedde de denilebilir rapor makale ders notu nutuk ile tez ve manüskri şeklinde yazılır manüskriler iki ara ile yazılır paragraflar arasında fazla ara verilebilir sayfanın ortasına yazılan başlıktan sonra iki kez kol atarak metin kısmına geçeriz satır sonlarında kelimeleri bölmemeye çalışırız bu nedenle sağ marjın dışına birkaç vuruş yapabiliriz ya da daha marja gelmeden birkaç vuruş önce kolu atabiliriz kesme çizgisini az kullanırsak yazı hem daha güzel hem de göze daha güzel görünür sayfa sonu marjın aşmamak sayfanın sonuna kadar yazı yazıp manüskrinin görüntüsünü bozmamak için göstergeli kağıt tablasından sayfa sonuna ne kadar kaldığını izleriz sayfanın alt kenarında beş altı santim yukarıya ve sağ tarafa kurşun kalem ile ufak bir çizgi çizebiliriz yazarken çizgiyi gördüğümüzde birkaç satır daha yazı yazıp kağıdı değiştiririz

9.Kelime içinde bir iki harf atlanmış olabilir bütün yazıyı yeniden yazmamak için eksik harflerin araya sıkıştırılması mümkündür gereği kadar harf silinir başparmakla uygun şekilde geri tuşuna basılır parmak geri tuşunda tutulur sıkıştırılacak ilk harfe vurulur aynı şekilde diğerleri de geri tuşu yardımıyla sıkıştırılıp yazılır sıkıştırılacak harfe vurmadan önce şerit düzeninin beyaza getirilmesi yararlıdır harf uygun durumda ise bu kez siyaha getirilip yazılır tuşlara çok hızlı vurmadan düzeltme yapılmalıdır eğer kelime içinde fazla harf vurulmuş ise bu harften sonrası silinir iki kelime arasında iki vuruşluk ara bırakılmış olur birden çok fazla ara yazılmışsa harfleri yaymak gerekir bunun için yine geri tuşuna basılır bu kez harfler arasında biraz fazla ara verilmiş olur yanlış yayma ya da sıkıştırma ile düzeltilemiyor ise yazı yeniden yazılmalıdır.

10.Daktilo silgileri sert kurşun kalem silgileri de yumuşak silgilerdir üstteki kağıt için sert silgi yani daktilo silgisi kullanılır alt kopyalar yani karbonlu kopyalar için yumuşak silgi kullanmak da mümkündür şerit çok yeni ise üst sayfada bulunan yanlış da önce yumuşak silgiyle silinerek boyası alınır sonra daktilo silgisi ile silinir silmeden önce şaryo tam sağa ve ya tam sola alınmalıdır bunun için serbest tuşuna basmak gerekli olabilir bazı makinelerde şaryoyu tam sola almak için serbest tuşuna basmaya gerek yoktur şaryoyu tam sağa ve ya sola alarak silgi kırıntılarının makinenin içine dökülmesini önleriz kolay düzgün silebilmek için silindiri birkaç diş yukarıya doğru çevirmek gerekir yanlış kağıdın orta kısmında ise silindir silgi tablasına kadar döndürülür kağıt silgiler ilk sayfaları silmek için kullanılır kağıt silgi şeritle makinedeki kağıt kullanılır kağıt silgi şeritle makinedeki kağıt arasına getirilip yanlışın üzerine yine aynı harf vurulur ve böylece o harf beyaza boyanmış olacağı için yanlış düzeltmeye hazır duruma gelmiş olur doğru harfe vurulur bazı makinelerde de otomatik silme düzeni olduğundan ayrıca silgi kullanılmaz

Tags: 2009 ekim zabıt katipliği, 2009 kasım zabıt katipliği, 2009 zabıt katipliği bilgisayar yazıları, 2009 zabıt katipliği daktilo yazıları, 2009 zabıt katipliği sınav yazıları, 2009 zabıt katipliği sınavı, 2009 zabıt katipliği sınavı sonuçları, 2010 ekim-kasım zabıt katipliği, 2010 haziran zabıt katipliği, 2010 sınav takvimi, 2010 zabıt katipliği, 2010 zabıt katipliği başvurusu, 2010 zabıt katipliği daktilo metinleri, 2010 zabıt katipliği klavye programı, 2010 zabıt katipliği sınav başvurusu, 2010 zabıt katipliği sınav tarihleri, 2010 zabıt katipliği sınavı, Adalet, adalet bakanlığı, adalet.gov.tr, Askerlik, Bilgisayar, daktilo yazıları, Ekim, Engel, Genel, Ilk, Kamu, Kurslar, Mahrum, Meslek, Okul, sınav sonuçları, Zabit, zabıt katipi soruları, zabıt katipliği, zabıt katipliği daktilo metinleri, zabıt katipliği duyuruları, zabıt katipliği duyurusu, zabıt katipliği mülakatı, zabıt katipliği sınav sonuçları, zabıt katipliği sınavı

Related posts

Nasıl öğrenebilirim?

Bu servisten faydalanmak için öncelikle UYAP SMS Bilgi Sistemine kendi adınıza
kayıtlı TURKCELL, AVEA veya VODAFONE hatlı bir cep telefonu ile abone olmanız gerekmektedir.


    Bu işlem için aşağıdaki formata uygun oluşturulacak mesajı 4060 a gönderiniz.
TCKIMLIKNO ABONE

Örnek Mesaj:
11111111111 ABONE
______________________________________________Eğer yalnızca dosyada kendinizle ilgili değişikliklerden haberdar olmak istiyorsanız abone olurken abone
kodunun başına KISISEL ekleyiniz :

______________________________________________

    Sisteme Abone Olmak için:  

 

TCKIMLIKNO KISISELABONE yazılarak 4060’a gönderilir.

Örnek Mesaj:
11111111111 KISISELABONE

______________________________________________
yazılarak 4060’a gönderilir.

   Örnek Mesaj: 11111111111
 

    Abone olduktan sonra tüm davaları öğrenmek için:
TCKIMLIKNO

Not: Bu sorgulama mesaj içeriği 7 SMS (14 kontör) ile ücretlendirilmektedir.

Tags: 11111111111, Avea, Bilgi, Cep Telefonu, Dava, dava sonuçları, dava sorgulama, hakkımda açılan dava, icra takibi, icra takibi sorgulama, ilan sorgulama, Kendi, mahkeme ilanı, Mesaj, Tckimlikno, Turkcell, Uyap, Vodafone

Related posts

Matematik ve geometride ki bir çok soru ve problemin yılmaz-yorulmaz işçisi X kavramının neden bu kadar yaygın olarak kullanıldığı ve ilk olarak nasıl kullanılmaya başlandığı ile ilgili  fikir verecek bir kaç varsayım varmış. Ömer Hayyam, Platon (Eflatun) ve Aziz Christopher ile ilgili alıntılanılanlar varsayım olsada bunların gerçekliğine inanmak x’in bitmek bilmeyen gizemini ortaya çıkararak bir rahatlık oluşturabilir bünyemizde.

(…) küp denklemleri ile ilgili ciddi bir eser yazmaya koyuldu. bu cebirsel denklemin bilinmeyenine, arapça şey diyordu. bu sözcük ispanyolca yapıtlarda xay diye yazıldığından, zamanla x biçimi alacak ve bilinmeyeni göstermek için kullanılan evrensel x harfine dönüşecekti. (…)” bahsi geçen denklemi yazmaya koyulan kşi ömer hayyam imiş.. ” ” lar arasında belirtilen kısım da amin maalouf un semerkant ından alınmış..

Platon ( Eflatun )’a onun kitaplarını temize geçip elde yazan bir arkadaşı matematikte karşılaştığı yunan sembolleri yerine o zaman ki avrupada bu işi kolaylaştırmak için ve matematik terimlerinin normal anlatım metinleriyle karışmaması için, avrupa alfabelerinde en az kullanılan harfi belirlemiş.. aslında 2 olasılık varmış X , Z ve ama eflatun bu iki harf arasından X i seçmiş.. ve kitaplarında bilinmeyen olarak hep X i göstermiş..

Aziz Christopher ( 12 Havariden biri ) sözüne o kadar güvenilir biriymiş ki, Hz. Isa’nın yerine gerekli evraklara imza atma yetkisine sahipmiş. Rivayet odur ki Hz. Isa’nın adına imzaladığı her belgenin altına X diye imza atarmış.. fakat tarih bilimcileri sonradan bu evrakların altında imzası olan kişiyi araştırırken karşılaştıkları bilinmeyenlerin fazlalığı nedeni ile.. Kim bu “X” diye araştırmalarına konu etmişler.. Dolayısıyla X bilinmeyeni temsil eder hale gelmiş..

Tags: Ama, Amin Maalouf, Atma, Biri, Bu, Diye, Eser, Hz Isa, Ilk, Ispanyolca, Ki, Konu, Matematik, Platon, Semerkant, Soru

Related posts

2mo800n[1]

Fatih Sultan mehmet Han Belgeseli | Avi 521 MB | RS

http://rapidshare.com/files/277306967/Fatih_Sultan_Mehmed_HAN.part1.rar
http://rapidshare.com/files/277314627/Fatih_Sultan_Mehmed_HAN.part2.rar
http://rapidshare.com/files/277321845/Fatih_Sultan_Mehmed_HAN.part3.rar
http://rapidshare.com/files/277362557/Fatih_Sultan_Mehmed_HAN.part4.rar
http://rapidshare.com/files/277367742/Fatih_Sultan_Mehmed_HAN.part5.rar

Tags: Avi, Fatih Sultan Mehmed, fatih sultan mehmet, Fatih Sultan Mehmet Han, Rapidshare, Rar

Related posts

İsviçre'deki gizli hesaplar bir bir patlıyorTürkiye’de kredi alamayan Ankaralı işadamı İsviçre’den gizli bir hesaba dayalı 80 milyon dolarlık teminat mektubu getirdi. Mektup araştırılınca işadamının zulası patladı, İsviçre’nin nakit ödeme yapamadığı görüldü.

Mali sırlar ülkesi olarak bilinen İsviçre’nin hesap bilgilerinin açıklanması konusunda ABD ve Fransa ile yaptığı anlaşmalar, Türkiye’de de ‘gizli hesaplar’la ilgili ilginç olayların yaşanmasına neden oldu. İsviçre’de zulası bulunan Türk işadamlarından biri, geçtiğimiz günlerde, bir kamu bankasında ortaya çıktı. İsviçre’den parasını çekemeyen işadamı, İsviçre’deki bankalardan aldığı teminat mektubuyla kamu bankasından kredi istedi. Türkiye’deki bankalara borçlarını ödemediği için ‘kara liste’ye giren işadamının getirdiği 80 milyon dolarlık teminat mektubu biraz araştırılınca arkasından zula hesabı çıktı. Ankara’da bankacılık kulislerinde konuşulan olay şöyle gelişti:

MEKTUP SAHTE SANILDI

Küresel kriz nedeniyle işleri bozulan orta ölçekli bir şirketin sahibi, kredi borçlarını ödeyemediği için tüm bankalar tarafından kara listeye alındı. İşlerini yoluna koyması için 10 milyon dolarlık krediye ihtiyacı olan işadamı bu krediyi hiçbir bankadan alamadı. Söz konusu işadamı, bu kez elinde İsviçre’nin en büyük, dünyanın da önde gelenleri arasında yer alan bir bankanın teminat mektubuyla bir kamu bankasının şubesine geldi. Kara listedeki işadamı İsviçreli bankadan alınmış 80 milyon dolarlık teminat mektubuyla kredi isteği yapınca bankada personel alarma geçti. Önce mektubun sahte olmasından şüphelenildi. Bunun üzerine durum genel müdürlüğe iletildi. İşadamı teminat mektubuyla birlikte bizzat genel müdürlüğe çağrıldı. Kamu bankasının genel müdürü işadamının getirdiği teminat mektubunu inceletince belgenin gerçek olduğu belirlendi. İşadamının söz konusu İsviçre bankasında yüklü miktarda altın hesabının olduğu anlaşıldı.

Aynı araştırmada Türkler’in İsviçre’de bulunduğu bilinen ve ‘zula’ adı verilen gizli hesaplarına ilişkin önemli bir detay da ortayı çıktı. Uzun süredir parasını bu ülkeden çekmek isteyen işadamının, son dönemde İsviçre bankalarında yaşanan para çekme trafiği nedeniyle parasını Türkiye’ye getiremediği, bankanın da bunun üzerine müşterisinin mali darboğazı aşması için teminat mektubu verdiği belirlendi. Kamu bankasının, söz konusu teminat mektubuna rağmen, zulacı işadamına kredi vermediği belirtildi.

İzmir’de 1 kişi 400 milyon Euro beyan etti

İzmir Vergi Dairesi Başkanı Mustafa Bulut, yurt dışından bir vatandaşın ‘Varlık Barışı’ uygulaması kapsamında 400 milyon Euro getireceğini beyan ettiğini bildirdi. Vergi Barışı başvuruları hakkında bilgi veren Bulut, yurt dışından bir vatandaşın Varlık Barışı uygulaması kapsamında 400 milyon Euro getireceğini beyan ettiğini belirterek “Bildirim Karşıyaka’ya yapıldı. Ancak şu ana kadar bu değeri getirmedi” dedi. Bulut bildirimde bulunulan değerin getirilmemesiyle ilgili olarak ise “Getirmezse de, o değere ilişkin vergiyi tahsil edeceğiz” dedi.

22 Kasım 2008 ile 2 Mart 2009 arasında İzmir’deki başvurulara ilişkin bilgi veren Bulut, bu dönemde 338 vatandaşın, rayiç değeri toplam 917 milyon liralık kıymet bildiriminde bulunduğunu, 10 Temmuz-30 Eylül arasındaki ikinci dönemde bu rakamın yükseleceğini tahmin ettiklerini söyledi. Bulut, vergi daireleri dışında bankalara da beyanda bulunulduğu için toplam rakamların daha yüksek olduğunu bildirdi.

Avusturya ve İsviçre’den hesap bilgisi istenecek

• Türkiye, Varlık Barışı uygulamasının ardından İsviçre ve Avusturya’dan bu ülke bankalarında Türkler’e ait paralarla ilgili bilgi istemeye de hazırlanıyor.

ÖZGÜRLÜK BİTTİ

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) çalışmaları ve ülkeler arasındaki bilgi değişim anlaşmalarıyla banka gizliliği döneminin geride kaldığına dikkat çeken Maliye Bakanlığı yetkilileri “Türkiye’deki varlıklarını kayıtdışında tutan ve yurt dışına çıkaranlar için de artık eski özgürlük dönemi bitiyor.

ÖNEMLİ BİR FIRSAT

ABD, Fransa ve diğer bazı ülkelerin yaptığını Türkiye de yapacak ve dışarıya kaçırılan paraların peşine düşülecek. Varlık Barışı, bu durumda olanlar için de aslında önemli bir fırsat” değerlendirmesinde bulundu.

Tags: Abd, Ankara, Bir, Bu, Genel, Gizli, Kez, Kredi, Kriz, Mali, Nakit, Nin, Olay, Personel, Sahte

Related posts

Erdoğan Yerdeki Bayrağı Aldı

Erdoğan bayrağı yerde bırakmadı
Erdoğan bayrağı yerde bırakmadı
//A\\
Başbakan G-20 zirvesinin aile fotoğrafı çekimleri sırasında yine aynı hareketi yaptı. İşte o anlar;

ABDnin Pittsburgh kentindeki G-20 Zirvesi’ne katılan liderler aile fotoğrafı çektirdi. Geleneksel aile fotoğraf çekimleri öncesi liderlerin yerlerini belirleyen bayrak Erdoğan’ın dikkatini çekti. Erdoğan, bayrağı yerde bırakmadı.

Pittsburgh David L. Lawrence Convention Center’de devam eden G-20 Zirvesi’nin ilk oturumunun ardından, geleneksel aile fotoğrafı çektirildi.

Aile fotoğrafı çekimi sırasında liderlerin duracakları yerleri gösteren ülke bayraklarının zeminde yer aldı görüldü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, diğer liderlerin yerlerini aldığı sırada, Türk Bayrağı’nı konulduğu yerden alarak ceketinin iç cebine koydu.

Tags: Abd, Bayrak, David L Lawrence Convention Center, Eden, Ilk, Lawrence Convention, Liderler, Nin

Related posts

kursuHer fırsatta, Peygamber Efendimiz’e (aleyhissalatu vesselam) salât u selam getirmemiz ona karşı vefamızın gereğidir. Çünkü salât u selamlarla onu her anışımız, hem onun peygamberliğini bir tebrik, hem getirdiği saadet-i ebediye müjdesine karşı bir teşekkür ve hem de bildirdiği fermanlara itaatimizi ve biatımızı yenilememiz manasına gelmektedir.

Evet, Efendiler Efendisi’ne salât u selam okumakla, ahd-ü peymanımızı yenilemiş, ümmeti arasına bizi de dâhil etmesi isteği ile kendisine müracaat etmiş oluyoruz. “Seni andık, Seni düşündük; Allah Teala’ya Senin kadrini yüceltmesi için dua ve dilekte bulunduk.” demiş ve “Dahîlek ya Resûlallah – Bizi de nurlu halkana al ey Allah’ın Resûlü!..” talebimizi tekrar ederek onun engin şefkat ve şefaatine sığınmış oluyoruz. Dolayısıyla, salât u selama Efendimiz’den daha çok biz muhtaç bulunuyoruz. Ona müracaatımızla mevcudiyetini, büyüklüğünü kabullenmiş ve küçüklüğümüzü, hiçliğimizi ilan etmiş; aczimiz ve fakrımızla beraber, şiddetli ve çok büyük bir günün endişesiyle melce ve mencâ olarak Resûl-i Ekrem’e dehâlet etmiş, arz-ı ihtiyaç ve arz-ı halde bulunmuş oluyoruz.

Bildiğiniz gibi, “salât”, tebrik, dua, istiğfar, rahmet gibi anlamlara gelmektedir. Salât kelimesinin çoğulu “salavât” gelir. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Allah ve O’nun melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey mü’minler, siz de Ona salât (ve dua) edin ve samimiyetle selam verin.” (Ahzab, 33/56) Bu âyeti kerimeyle, Peygamberimiz’e salât ve selamlar getirerek hürmetlerini arz etmek her Müslüman’ın yapması gerekli olan bir görevdir. Her Müslüman en azından “Allahümme salli alâ Muhammed – Allah’ım rahmet ve bereketin Efendimiz Hazreti Muhammed üzerine olsun.” diyerek salât getirmek mecburiyetindedir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Yanında benim adım anılıp da bana salât getirmeyen kişinin burnu sürtülsün, hakarete uğrasın.” buyurmuştur. Bununla beraber, Peygamberimiz’in ismi her işitildiğinde veya anıldığında salât getirilip getirilmeyeceği hususunda; bazı âlimler, “Bir yerde, Hz. Peygamber’in adı ne kadar anılırsa anılsın bir defa salât edilmesi yeterlidir.” derken, âlimlerin çoğunluğu ise, “Efendimiz’in mübarek adı her anıldığında salât u selam getirilmesi gereklidir.” demiştir. Bazıları, insanın, ömründe bir kere salât u selam getirmesinin vâcib olduğunu söylerken, İmam Şâfi gibi kimseler de nâm-ı celil-i Muhammedî ne zaman anılırsa anılsın hemen salât u selamla O’na senâda bulunmak gerektiği kanaatindedirler.

Nitekim hadis ilmiyle uğraşanlar, hadisleri rivayet ederken, O’nun adı ne kadar çok anılırsa anılsın, her anılışında, “Sallallahu aleyhi ve sellem” diyerek hürmet ve vefalarını ifade etmişlerdir. Hatta bazı yerlerde, ezanda Efendimiz’in ism-i şerifi de anıldığı, “Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah” dendiği için, ezandan sonra da salât u selam okuna gelmiştir. Erzurum da bu yerlerden birisidir. Orada da, ezanı müteakip “es-Salâtu ve’s-selamu aleyke ya Resûlallah, es-salâtu ve’s-selamu aleyke ya Habîballah, es-salâtu ve’s-selamu aleyke ya hateme’n-nebiyyîne” şeklinde salât okurlar. Aslında, ezan kelimelerinin içinde böyle bir salât u selam yoktur, fakat bir vefa borcu olarak söylerler.

O’nun caddesİnden başka yol yok

Evet, salât u selam meselesine bir vefa borcu nazarıyla bakmak lazım. Biz Efendimiz’e karşı borçluyuz. Allah, bazılarımız için ağır gelebilecek şekilde her an o borcu ödüyor olma şuuru içinde bulunmakla bizi mükellef kılmamış. Hayatımızın her saniyesinde O’nu hatırlıyor olma, O’na hiç durmadan salât u selam getirme teklifinde bulunmamış. Fakat biz zaten O’nun getirdiği dinin hükümlerine riayet ettiğimizde bir yönüyle O’na karşı medyuniyetimizi de sürekli ve fasılasız dile getirmiş oluyoruz.

nde beş defa minarelerimizden olduğu gibi gönüllerimizden de yükselen ezanımızı düşünün.. her namaza yürüyüşümüzde,

“Gök nûra gark olur nice yüz bin minareden,

Şehbâl açınca rûh-u revân-ı Muhammedî;

Ervah cümleten görür “Allahu Ekber”i,

Aks eyleyince arşa lisân-ı Muhammedî.” (Yahya Kemâl)

sözlerinin hakikatini seslendiriyor ve önce ezanla vefamızı ilan ediyoruz. Zât-ı Ulûhiyet’in yanında Efendimiz’in nâm-ı celîlini de anıyoruz. “Lâ ilahe illallah”ın, “Muhammedün Resûlullah”tan ayrılamayacağını, şehadetin ancak ikisini beraber söylemekle gerçekleşmiş olacağını gösteriyoruz. Üstad Hazretleri’nin de Mektubât’ta belirttiği gibi, kelime-i şehadetin iki kelâmının birbirinden ayrılamayacağını, onların birbirini tazammun ve isbat ettiğini, biri birisiz olmayacağını ifade ediyoruz. Evet, madem Peygamberimiz (aleyhissalâtü vesselâm) Hâtemü’l-Enbiya’dır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette O, bütün vusûl yollarının başındadır. O’nun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu olamaz. Umum ehl-i marifetin ve tahkikin imamları, Sadi-i Şirazî gibi derler: “Ey Sâdî! Muhammed’i (sallallahu aleyhi ve sellem) örnek almadan bir kimsenin selâmet ve safâ yolunu bulması imkânsızdır.”

Özetle:

1 – Salât u selamlarla Efendimiz’i her anışımız, hem peygamberliğini bir tebrik, hem getirdiği müjdeye bir teşekkür ve hem de bildirdiği fermanlara itaatimizi bildirme manasına gelmektedir.

2 – Salât u selama Efendimiz’den daha çok biz muhtacız. Ona müracaatımızla büyüklüğünü kabullenerek, aczimiz ve fakrımızla beraber arz-ı halde bulunmuş oluyoruz.

3 - Zât-ı Ulûhiyet’in yanında Efendimiz’i de anıyoruz. “Lâ ilahe illallah”ın, “Muhammedün Resûlullah”tan ayrılamayacağını, şehadetin ancak ikisini söylemekle gerçekleşeceğini gösteriyoruz.

Tags: Allah, Bana, Bir, Biz, Bu, Engin, Hazreti Muhammed, Nun, Olsun, Ona, Peygamber Efendimiz, Selam, Teala, Verin, Ya

Related posts

CiNSEL iLiŞKiYE KIRBAÇ

Malezya'da zinacılar kırbaçlandı

CiNSEL iLiŞKiYE KIRBAÇ
Malezya’da Müslüman çift, evlenmeden cinsel ilişkiye girdiği için kırbaç cezasına çarptırıldı.

Selangor eyaletindeki Yüksek Şeriat Mahkemesi önceki gün yapılan duruşmada, Muhammed Şehrin Abdülmecid (29) ve Nedye Nejat Hüssin’i (24) evlilik dışı cinsel ilişkiye girmekten suçlu buldu ve 6 kırbaç cezasına çarptırdı.

Savcı, 1.400′er dolar para cezasına da çarptırılan çiftin, yakında evlenmeyi planladığı gerekçesiyle mahkemenin kararına itiraz edeceklerini belirtti.

Çift geçen Mayısta din polisi tarafından bir otoparktaki aracın içinde iç çamaşırlarıyla yakalanmıştı.

28 milyon nüfusun yüzde 60′ını Müslümanların oluşturduğu Malezya’da geçen Salı bir Müslüman içki içtiği için kırbaç ve hapis cezasına çarptırılmıştı. Ülkede geçen Temmuzda Müslüman bir kadın içki içmek suçundan 6 kırbaç cezasına çarptırılmış ve bu dava kamuoyunda büyük tepki çekmişti.

Malezya’da İslami yasalar, Müslüman olmayanlara uygulanmıyor.

(aa)

Tags: Aa, Dava, Hapis, Nejat

Related posts

HABER3.COM

Etiler’de korkunç bir şekilde öldürülen Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, cinayet işlendikten tam 197 gün sonra yakalandı.

Zanlının, 17 Eylül 2009 saat 00.45 itibariyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözlem altına alındığı kaydedildi. Zanlının, ailesi tarafından avukatına teslim edildiği belirtildi ve Bahçelievler’de polise verildiği kaydedildi.İstanbul Valisi Güler, “Zanlıyı avukatı Bahçelievler’de teslim etti. Nerede saklandığına dair henüz bilgiler yokdedi.

Münevver Karabulutun katil zanlısı Cem Garipoğlu, bu sabaha karşı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne teslim oldu.

Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu, bu sabaha karşı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne teslim oldu.

CİNAYET NEDENİ KISKANÇLIK

Cem Garipoğlu gece yarısı Bahçelievler’de E-5 Karayolu’nda avukatı Aytekin Kaya ile buluştu. Avukat Kaya’nın verdiği bilgiye göre Cem Garipoğlu daha sonra Asayiş Şube’ye götürüldü. Kaya, “Asayiş şubede iyi karşılandı. Cem, ilk ifadesinde cinayeti kendisinin işlediğıini itiraf etti. Polise cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini söyledi” diye konuştu. Cem Garipoğlu’nun hafif sakallı ve saçları uzamış olduğu belirtildi. Avukat Kaya, “Cem babasının katil şüphelisi olarak tutuklanmasından son derece üzüntülüydü. Vicdan azabı çekiyordu. Bu nedenle gelip teslim oldu” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yaptığı açıklamada, “Polisin sistemli çalışması, kendi çocuğunun katilini arar gibi araması ve basının yayınları Cem Garipoğlu’nun tesliminde etkili oldu” dedi.

Cem Garipoğlu’nun 197 gündür İstanbul’da gizlendiği ve hiç yurt dışına çıkmadığı belirtildi. Cinayetin işlendiği 3 Mart tarihinde izini kaybettiren Cem Garipoğlu’nun saklandığı yerler konusunda çeşitli spekülasyonlar yapılmış, Rusya’da, ABD’de hatta Ermenistan’da gizlendiği ileri sürülmüştü. Son olarak Cem Garipoğlu’nun Ermenistan’da yakalandığı da ileri sürülmüştü. Cem Garipoğlu’nun teslim olduğu haberini Münevver Karabulut’un ailesi gazetecilerden öğrendi.

CEM: “BABAMA ÜZÜLDÜM !”

Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun avukatı Alptekin Kaya, “Cem’in ilk sözleri, ‘Babama çok üzüldüm. Onun bir ilgisi yok cinayetle ilgili olarak bilmediğiniz çok şey var.’ oldu” dedi. Cem’in, tanınmamak için sakal bıraktığı dikkat çekti.

Tags: Abd, Bcd, Bcr, C3, C4, Caption, Cinayet, Dair, Dedi, Ermenistan, Etti, Hatta, Ilk, Istanbul Emniyet, Istanbul Valisi, Iyi, Nde, Nerede, Nun, Polise, Saat, Tam, Yapt, Yok, Yurt

Related posts