Bu :(◣_◢)

KPSS SORU ÇÖZELİM

http://profile.ak.fbcdn.net/object2/454/58/n264800432552_1539.jpg

KPSS Genel Kültür+Genel Yetenek+Eğitim Bilimleri konularında çözülemeyen sorular bu grupta paylaşılıyor.  Tüm içerik herkese açıktır.

Grup linki:

http://www.facebook.com/group.php?gid=264800432552&ref=nf

Tags: 2010, 2010 kpss, Amp, Bu, çözüm, eğitim bilimleri, Facebook, genel kültür, Genel Yetenek, hazırlık, Kpss, Kpss Soru, KPSS soru çözelim, kpss soruları, Linki, Soru, Sorular

Related posts

Kansas City’deki Orta Amerika Kalp Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma, 3500 yıllık mumyalarda da kalp hastalıkları olduğunu ortaya çıkardı.

Kraliçe Ahmose Nefertari’nin dadısı Lady Rai’nin mumyası en iyi muhafaza edilen mumyalardan.
KANSAS – Amerikalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, 3500 yıllık mumyalarda da kalp hastalıkları olduğu yönünde işaretler bulunduğunu ortaya çıkardı.Kansas City’deki Orta Amerika Kalp Enstitüsü’nde görevli kardiyolog doktor Randall Thompson, fast food, sigara ve egzersiz yapılmamasının, kalp hastalıklarına yol açan modern faktörler olduğunu düşündüklerini belirtirken, “Ancak bulgular, salt bunların, atardamarlardaki tıkanmanın nedenleri olmadığını gösterdi” dedi.

Thompson ve ekibinin, Ulusal Mısır Tarihi Eserler Müzesindeki 22 mumyayı bilgisayarlı tomografi (CT) yöntemiyle inceledikleri mumyaların MÖ 1981 ve MS 334 yılları arasında yaşayan kişilere ait olduğu, yarısından fazlasının 45 yaşın üzerinde öldüğünün sanıldığı ve bu dönemde ortalama yaşam süresinin 50′nin altında olduğu belirtildi.

Mumyalardan 16’sının incelenmeye uygun kalbe ve damar dokusuna sahip olduğu, bunlardan 9′unun atardamarlarında açık ya da olası sertleşme gözlendiği kaydedildi.San Diego’daki California Üniversitesinde görevli doktor Michael Miyamoto da, mumyalardakiyle günümüz hastalarındaki vasküler kalsifikasyonun benzer görüntüye sahip olması karşısında hayrete düştüklerini ifade ederek, “Belki de damar sertliğinin gelişimi, insan olmanın bir parçası” diye konuştu.

Araştırmada, mumyalardan birinin, muhtemel kalp krizi geçirdiği yönünde kanıt elde edildiği, ancak bu krizin ölümcül olup olmadığının ise bilinmediği, mumyalamanın su kaybına yol açması nedeniyle bu kişilerin o dönemde kaç kilo olduklarını söylemenin de mümkün olmadığı belirtildi.

Mumyaları incelenen bu kişilerin yaşadıkları dönemde yüksek statüye sahip oldukları ifade edilirken, doktor Randall Thompson, zengin insanların, et ve tuzlu et yediklerini, bu nedenle yüksek tansiyon hastası da olabileceğini, ancak bunun spekülasyon olduğunu kaydetti.

Kalp hastalığı işaretleri gösteren en yaşlı mumyanın, Kraliçe Ahmose Nefertari’nin dadısı Lady Rai olduğu bildirildi.

AA

Tags: 3500 yıllık mumyalar, Ahmose Nefertari, Amerika, Bilim, Bir, Bu, Daki, Deki, Doktor, doktor Randall Thompson, Egzersiz, En Iyi, Fast Food, kalp hastalıkları, kalp hastası, Kalp Krizi, Kansas City, Kilo, Miyamoto, mumyalar, Orta, Orta Amerika Kalp Enstitüsü, Rai, Randall Thompson, Tarihi Eserler, Tomografi

Related posts

İsveç’te düzenlenen Dreamhack Winter 2009 sonuçlandı. World Cyber Games finalinde AgaiN’e kaybederek hayal kırıklığı yaratan fnatic bu turnuvadan da eli boş döndü. Turnuvanın süprizini hiç şüphesiz Fransız takımı Millenium yaparken Amerika temsilcisi coL performansı ile eski günlere geri dönüş sinyali verdi. Turnuva finalinde mTw ile karşılaşan zet’in öğrencileri MYM, rakibini mağlup ederek Dubai’deki performansının tesadüf olmadığını gösterdi.  

 

 

1. MYM : zet – delpan – moddiii – Jumpy – pita -  €9,700

2. mTw : ave – zonic – minet – trace – anizz -  €4,900

3. coL : Irukandji – Ninespot – thoMz – hero – dboorN -  €2,500

4. Millenum : Geno – sixeR – MAJ3R – Yoshi – ozstrik3r -  €970

Tags: 2009, Amerika, Bu, Counter, CS, Deki, Dream, Dreamhack, DreamhackWinter, DreamHackWinter2009, Eski, GÜNCEL HABERLER VE YORUMLAR, Hero, Irukandji, Millenium, Minet, Mtw, Mym, OYUNLAR, Pita, Sixer, sonuç, update, Winter, Winter Games, World Cyber Games, World Games, Yoshi, Zet, Zonic

Related posts

AB dönem başkanı İsveç’in başkenti Stockholm’de dün başlayan 27. Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi toplantısına katılan Bağış, İsveç’in AB Bakanı Cecilia Malmström ile basına poz verdi. FOTOĞRAF: AA, BEYHAN TOLAN PEKER

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, referandumla yeni minare yapımını yasaklayan İsviçre’ye karşı önemli bir çağrıda bulundu.

 

 

 

 

 

 

 

Bağış, Müslüman ülkelerden, İsviçre bankalarındaki paralarını Türk bankalarına yönlendirmelerini istedi. Stockholm’e giderken aralarında Zaman’ın da bulunduğu bir grup gazeteciye gündemi değerlendiren Bağış, “Eminim bu yasak, İsviçre bankalarında paralarını bekleten Müslüman ülkelerdeki kardeşlerimizin kararlarını gözden geçirmesine vesile olacaktır. 2008′de dünyada bankalar dökülürken hiçbir bankası etkilenmeyen Türk bankacılık sektörünün kapıları onlara açıktır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yasağa tepki göstererek minare konusunun temel hak ve özgürlükler anlayışına aykırı olduğunu söyledi. “Gül, Batı dünyasında İslam düşmanlığının nasıl geliştiğini gösteren bir gelişme. İsviçreliler için ayıp olmuştur.” ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanlığı da minare referandumunun ‘hayal kırıklığı’na yol açtığını belirtti.

Bağış minare konusunun referanduma götürülmesinin hata olduğuna dikkat çekerek, “İsviçre AB üyesi değil. AB üyesi olsaydı, standartlara uymak durumunda kalacaktı.” şeklinde konuştu. Fransa ve İsveç gibi AB üyesi ülkelerin İsviçre’ye tepki gösterdiğini hatırlatan Devlet Bakanı, şunları söyledi: “Bu gelişmeden AB de rahatsız. Eğer bu tavrını değiştirmezse İsveç ‘açık hava hoşgörüsüzlük müzesi’ olmaktan kendini kurtaramayacak’. Egemen Bağış, yüzde 99′u Müslüman olan Türkiye’de Ermeni, Yahudi ve Rum kökenli vatandaşların ibadetlerini rahatlıkla yerine getirirken yüzyıllarca havra, kilise ve caminin barış içinde yaşadığını söyledi.

İsviçre’nin uluslararası kamuoyundan yükselecek tepkiler karşısında kararını gözden geçireceğine inandığını belirten Başmüzakereci, Avrupa ülkelerinde binlerce ibadethane bulunduğunu, inananların huzur içinde ibadetlerini yerine getirdiğini söyledi. Bağış, camilere Almanya’yı örnek gösterirken Hollanda’da ise Müslümanların din adamlarını kendileri yetiştirmek üzere okul kurduğunu aktardı.

muhalefete seslendi: 2010 ab yılı olsun

Türkiye’nin AB sürecine de değinen Bağış, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun üyelik için 2023′e kadar bir dönemi işaret etmesini değerlendirdi. Bağış, “Dışişleri Bakanı’mız Davutoğlu, 2023′ten evvel AB’ye üye olacağımızı söyledi. Benim anladığım o.” dedi. Bağış, AB üyeliği için tarih vermekten kaçınırken şöyle konuştu: “Bugüne kadar hiç yılla ilgili tahminde bulunmadım, tahminde bulunmayı doğru bulmuyorum. AB bir siyasi proje, siyasi sürecin sonunda olacak bir iş. Nasıl 18 milyonluk Doğu Almanya bir gecede siyasi konjonktür gerektirdiği için AB üyesi olduysa Türkiye de siyasi konjonktür gerektirdiğinde üye olur. AB projesi, Türkiye’nin katılımıyla tamamlanacak. Dikkat ederseniz AB binası bitmemiş izlenimi verir. Bu bir mimari mesajdır. Türkiye AB’nin çatısı olacak.”

ÇOCUKLARIM KOÇ MÜZESİ’NE 3 KEZ GİTTİ

AB yasalarını Meclis’ten geçirmekte zorlandıklarını belirten Bağış, muhalefet liderlerine yaptığı çağrıda, “Gelin el ele verelim, yasaları birlikte çıkaralım ve 2010 AB yılı olsun.” dedi. Egemen Bağış, 1940′lı yılların zihniyetiyle yazılmış Türk Ticaret Kanunu’nu değiştirmekte bile güçlük çekildiğini belirterek, “AB projeleri üzerinde ilerleme sağlamak kolay değil. 2013 sonuna kadar AB mevzuatı tamamlanmış olacak. Bu bir ulusal taahhütname… Programı o tarih perspektifiyle takip edebiliyor muyuz? Hayır.” ifadelerini kullandı. Bağış, AK Parti’nin AB’yi iktidar projesi olarak değil, herkesin projesi olarak gördüğünü söyledi.

Bağış, Kafes Eylem Planı’yla ilgili bir soruyu şöyle cevaplandırdı: “Bu iddiaların doğru olmadığına inanmak istiyorum. Koç Müzesi’ndeki denizaltıya benim çocuklarım iki-üç kere götürüldü. İddialar karşısında bir baba olarak yüreğim acıyor. Eğer doğruysa o zaman bu tür vahim olayların yaşanmaması için ne lazımsa yapmalıyız. Hiç kimse hukukun üzerinde değildir.” Başmüzakereci, darbe iddialarıyla ilgili olarak da “Karanlık günleri geçmişte bıraktığımıza inanıyorum, siyaset için ödül de ceza da sandıktır. Bir buçuk sene sonra seçim olacak. İsteyen ödüllendirir, isteyen cezalandırır.” dedi.

CHP, MHP ve DTP liderlerini İzmir’de yaşanan olaylar konusunda kafa yormaya davet eden Egemen Bağış, “Umarım bu olaylar demokratik açılım sürecine negatif yaklaşanların durumlarını gözden geçirmesine vesile olur.” ifadelerini kullandı.

AB zirvesinin 10-11 Aralık’ta yapılacağını hatırlatan Bağış, toplantı sonucunu görmeden muhtemel kararlar üzerine yorum yapmanın doğru olmadığını söyledi. Kıbrıs’la ilgili olumsuz karar beklemediğini vurgulayan Bağış, şöyle konuştu: “AB, 600 binlik Kıbrıs Rumu’nun keyfine, NATO üyesi 70 milyonluk Türkiye’yi dışlama kararı alacaksa o zaman Türkiye de kendi durumunu değerlendirir. AB üyesi olmadan da yolumuza devam ederiz. AB, olmazsa olmazımız değil.”

ZAMAN

Tags: Aa, Beyhan, Bu, Cecilia, Devlet, Egemen, Fransa, Gibi, Hava, Islam, Karma, Minare, Peker, Poz, Stockholm, Tolan, Yeni, Yol

Related posts

Kıbrıs’la ilgili son 1 yıldır yürütülen kapsamlı çözüm müzakerelerinin binlerce sayfalık tutanakları, bilgisayar ortamında çalındı. Talat, Rum istihbaratına gönderme yaptı.

Downer ve Talat.

LEFKOŞA – Kıbrıs müzakere tutanakları, Birleşmiş Milletler adına arabulucuk yapan Alexander Downer’in yardımcısının bilgisayarına girilerek çalındı.

Olay, 1 yılı aşkın süredir kapsamlı çözüm müzakereleri çerçevesinde görüşen ve 53 kez biraraya gelen liderlerin son toplantısı öncesi ortaya çıktı.

Bomba etkisi yaratan hırsızlığın, Birleşmiş Milletler adına arabuluculuk yapan Alexander Downer’in yardımcısının bilgisayarına girilerek yapıldığı ve tüm müzakere tutanaklarının çalındığı belirtildi.

Asistanın bilgisayarındaki şifrelere ulaşan hırsız ya da hırsızlar, bu sayede BMinn New York’taki merkezinde bulunan veri tababına girerek binlerce sayfalık belgeyi ele geçirdi.

Belgelerde, tutanakların yanı sıra Downer’in değerlendirme notları ve öngörüleri de yer alırken, yine Downer’in garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin başbakanları ve diğer yetkililerle yaptığı görüşmelerin ayrıntıları da bulunuyor.

Olayın arkasında Rum İstihbarat Servisi’nin bulunduğundan şüphelendiğini belirten Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “Bunun bir gazetecinin işi olamayacağını, bazı istihbarat örgütlerinin işi olabileceğini düşünüyorum. Maksat Downer’e baskı ve şantaj yapmak, müzakereleri çökertmek” şeklinde konuştu.

Olayda, çözüm karşıtı Diko Partisi ve aşırı sağcı Edek Partisi’nin yanı sıra bu iki partiye yakınlığıyla bilinen kilisenin de parmağı olabileceği öne sürülüyor.

Tags: Alexander, Alexander Downer, Bilgisayar, Bu, Kez, Mehmet Ali, Olay, Rum, Taki, Ya, Yapan

Related posts

Microsoft Office yazılımlarında 2010 heyecanı başladı. Microsoft Office 2010 Beta’da yer alan Word, Excel, PowerPoint ve OneNote gibi uygulamalar, PC ve mobil ortamlar arasında kesintisiz çalışma olanağı sunarken, kreatif fikirlerin hayata geçmesini hızlandıran yeni teknolojileriyle dikkat çekiyor.

Kurumların ve bireylerin mevcut potansiyellerini gerçekleştirmeleri için yenilikçi teknolojiler üreten Microsoft, verimlilik yazılım seti Microsoft Office 2010′un Beta sürümünü 18 Kasım itibarıyla kullanıcıların ilgisine sundu. Microsoft Office 2010 Beta sürümünü milyonlarca kullanıcının test etmesi bekleniyor. Verimlilik yazılımları setinin piyasaya çıkmadan önceki nihai sürümünün önümüzdeki yılın ilk yarısında kullanıcılara ulaştırılması hedefleniyor.

Bu arada Microsoft Office 2010 ile birlikte SharePoint Server 2010, Visio 2010, Project 2010, Microsoft Office Mobile 2010 ve Office Web Apps (Office web uygulamaları) beta sürümlerinin de kullanıma hazır olduğu bildirildi. Office 2010 ve ilişkili Microsoft ürünleri, kullanıcıların verimliliğini arttırmaya yönelik sunduğu yenilikçi özelliklerin yanı sıra bireylerin her türlü alanda fikirlerini kolaylıkla hayata geçirebilme ve potansiyellerini gerçekleştirme anlamında daha fazla seçeneğe sahip olmasıyla öne çıkıyor.

Microsoft Office 2010 yazılımları, gelişmiş teknolojisi ve yenilikçi özellikleri ile bireylere PC, mobil ve İnternet platformlarında kesintisiz ve Office 2007 sürümünden tanıdığımız arayüz sayesinde daha etkin çalışma olanağı sunacak. Beta sürümler www.microsoft.com/2010 web adresinden indirilebilecek.

Microsoft Office Sistemleri Pazarlama Müdürü Aygen Onar Uluer Microsoft 2010 Beta hakkında şunları söyledi:

“Microsoft Office 2010 ve SharePoint 2010′un beta sürümleri yenilikçi özellikleri ve gelişmiş teknolojileri ile bugün itibarıyla milyonlarca kullanıcının hizmetine sunuluyor. Özellikle Office’in bu yeni sürümünün, kullanıcılar açısından önemli bir kilometre taşı niteliğinde olduğuna inanıyoruz. Office 2010, PC, telefon ve web üzerinde en iyi verimlilik deneyimini sunmak için geliştirildi. Hem kurumların hem de bireylerin hayatını kolaylaştıran çok sayıda bilindik özelliğinin yanı sıra Microsoft Office 2010, zengin işlevleri, uygulamalar arasındaki güçlü entegrasyonu, PC, mobil ve İnternet platformlarında benzer deneyim yaşatması ve dolayısıyla kullanılan cihazdan bağımsız olarak aynı tecrübeyi sağlamasıyla verimlilik yazılımlarında çarpıcı bir dönüşümü ifade ediyor. Office ve SharePoint entegrasyonu, Microsoft’un Yazılım artı Hizmetler vizyonunda yeni bir adım olduğu kadar Bulut Bilişim’e yapılan yatırımların da nitelikli bir sonucu olarak değer kazanıyor. “

PC, Telefon ve web bir arada

Office Web Apps ve Office Mobile 2010 ile Office kullanıcıları nerede olurlarsa olsunlar kesintisiz birlikte çalışma olanağına sahip.

Word, Excel, PowerPoint ve Onenote için yeni web tabanlı arayüzler sunan Office Web Apps, bir web tarayıcısı içerisinde belgeleri kolaylıkla değiştirme olanağı veriyor. Bu yeni uygulamalar ile birden çok kişi aynı tablo veya sunum üzerinde birlike web ortamında çalışabiliyor. Bugün 400 milyon kullanıcısı olan Live topluluğu üyeleri, Office Web uygulamalarına Windows Live SkyDrive ile ücretsiz bir şekilde erişebilecek. Kurumların ise bu uygulamayı sunmaları için Office lisansına sahip olmaları gerekiyor.

Dünya nüfusunun üçte ikisinin ayda en az bir kez çevrimiçi olduğu ve Türkiye’deki internet kullanımının yaygınlığı düşünülecek olursa, Microsoft Office’i tamamlayan Office Web Applications özellikle kullanıcıların her yerden donanım bağımsız bir şekilde iş uygulamalarına erişebilmesi için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Windows Mobile 6.5 cep telefonu sahipleri, Office Mobile 2010 betayı Windows Mobile Marketplace’den indirip kullanabiliyorlar. Office Mobile 2010 beta içinde Word, Excel, PowerPoint, OneNote ve SharePoint Workspace Mobile 2010 yazılımları yer alıyor. Office Mobile 2010 uygulamaları, kullancıların mobil cihazlarından belge içeriklerini oluşturmalarını, düzenlemelerini, yorumlamalarını ve çeşitli ortamlara kaydetmelerini sağladığı gibi istedikleri formatı vermelerine de olanak tanıyor. Yeni SharePoint Workspace Mobile 2010 ile kullanıcılar kurumsal doküman yönetim sistemlerine cep telefonlarından da kolaylıkla erişip içerik oluşturabilecekler.

Hayallerini gerçekleştir

Microsoft Office 2010′un önemli sloganlarından biri de, “Fikirlerini, metin, video ve resimlerle hayata geçir” olacak. Fikirlerinizi istediğiniz an birkaç tıklamayla not edebilecek, hazır şablon belgeler üzerinden etkili görseller, video ve grafik düzenleme araçlarıyla, sunum için çok çarpıcı slayt geçişleri ve metin efektleri hazırlayarak kurumsal iletişiminizi güçlendirebileceksiniz.

Video ve resimleri düzenlemek için sunduğu araçların yanı sıra yayıncılık becerisi ile Microsoft PowerPoint 2010, kaliteli sunumlar gerçekleştirmenin yanı sıra fikirleri hayata geçirmenin de en önemli aracı olmaya hazırlanıyor. Bu özelliği sayesinde çok şık PowerPoint sunumları hazırlayabilir, kimseyi ofisinize çağırmadan veya siz oraya gitmeden, bu sunumlara yurt dışındaki ilgili kişilerin web tarayıcıları üzerinden erişmesini sağlayabilirsiniz.

Excel içindeki Sparklines özelliği ile kullanacağınız verileri zengin görsel şölenlere dönüştürmek ya da birkaç tuş hareketiyle verilerinizdeki gizli trendleri ortaya çıkarmak şimdi çok daha kolay.

Birlikte çalışmak hiç bu kadar kolay olmamıştı!

Microsoft Office 2010 sayesinde insanların birlikte çalışması daha da kolaylaşıyor. Outlook 2010 içindeki gelişmiş e-posta ve takvim yönetim becerileri kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini sağlarken, istenmeyen iletileri ve diğer bildirimleri kolayca önlemelerine de olanak tanıyor.

Yeni Outlook Social Connector, iş ve sosyal ağları buluşturuyor. Outlook içerisinde mesajlaştığınız kişilerin sosyal ağlardaki aktivitelerini bu özellik ile takip etmek mümkün. Önümüzdeki yıl itibarıyla bir iş amaçlı sanal ağ olan Linkedin, bu bağlantı yazılımını ilk kez kullanan kuruluşlardan biri olacak.

Office 2010, size herhangi bir belge üzerinde çalışırken tek tıklamayla aynı Office arayüzünü kullanarak telefon araması yapmanıza, e-posta iletisi hazırlamanıza veya anlık mesaj göndermenize izin veriyor.

Tags: Arada, Bu, Gibi, Hayata, Ilk, Microsoft, Microsoft Beta, Microsoft Office, Microsoft Sharepoint, Mobile Office, Office Microsoft, Office Web, Onar, Onenote, Pazarlama, Seti, Verimlilik, Web Apps, Word Excel Powerpoint, Yeni

Related posts

45 ülkede aynı zamanda hazırlanan ‘Dindarlık Raporu’na göre Türkiye’de dindarlık diğer ülkelere göre daha yüksek. Dikkat çekici bir sonuç ise son yıllarda laik kesimin kendisini daha fazla baskı altında hissediyor oluşu.

 

 

 
 
ntvmsnbc

 İSTANBUL – Dindarlığın dünya genelindeki durumunu ortaya çıkarmak için International Social Survey Program (ISSP) tarafından 1991 ve 1998 yıllarında iki araştırma yapılmıştı. Bu araştırmalarda yer almayan Türkiye, 2008 yılında yapılan ve 45 ülkeyi kapsayan üçüncü araştırmaya katıldı.

 Araştırma sonuçları Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ve Prof. Dr. Ersin Kalaycı tarafından düzenlenen bir basın toplantısıyla duyuruldu ve değerlendirildi.

 Veri toplanması ve sosyal bazı nedenlerden dolayı Türkiye dışıındaki Müslüman ülkelerin dahil olmadığı araştırmaya göre Türkiye’de dindarlık düzeyi, araştırmanın yapıldığı diğer ülkelere göre hemen her boyutta yüksek. 

 Raporda dikkat çekici bir başka konu da, Türkiye’de dindarlığın hoşgörü kaynağı olduğuna dair genel bir kanaat bulunmasına rağmen bunun güncel hayata yansımamış oluşu.

 

 

NE KADAR DİNDARIZ?
Araştırmaya katılanların yüzde 16’sını kendisini son derece dindar, yüzde 39’u oldukça dindar, yüzde 32’si de biraz dindar olarak nitelendiriyor. Dindar olamadığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 7 düzeyinde.

Bu konuda sorulan ikinci bir soru da insanların dini vecibelerini yerine getirip getirmediği yönünde oldu. Katılımcıların yüzde 47’si yani yaklaşık yarısı kendisini hem dini vecibelerini yerine getiren hem de dindar bir olarak tanımlarken, yüzde 20’si dini vecibelerini yerine getirememesine rağmen kutsal değerlere ilgi duyduğunu belirtti. Katılımcılardan sadece yüzde 4’ü sorulan soruya olumsuz yanıt verdi.

Sonuçları değerlendiren Ali Çarkoğlu ve Ersin Kalaycı, kendisini dindar olarak kabul edenlerin sayısının yüksek olmasına rağmen, ibadet etme alışkanlıklarının belirtilenden daha az olabileceğini vurguladı.

Araştırmaya katılanlara sorulan bir başka soru da temel doğruların bir çok dinde mevcut olup olmayacağı yönünde oldu. Katılımcıların yüzde 60’ı sadece tek bir dinin gerçek olduğunu söylerken, yüzde 34’ü farklı dinlerde temel doğruların olabileceğini belirtti. Dinsel öğretilerde çok az gerçek payı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 6’da kaldı.

Araştırmanın yapıldığı diğer ülkelerin 2008 sonuçları henüz yayınlanmadığı için 1998 yılının sonuçları ile karşılaştırma yapılan rapora göre sadece tek bir dinin gerçek olduğu görüşü sadece Türkiye’de yüzde 50’nin üzerinde çıktı. Güney Kıbrıs, Filipinler, İsrail ve Portekiz’de bu oran yüzde 40-50 arasında olurken, özellikle Batı Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 20’lerin altında tespit edildi.

HOŞGÖRÜ AZ
Türkiye’de yapılan pek çok araştırmada insanlar kendilerini hoşgörülü olarak kabul ediyor. Ancak pratik yaşamda verilen örneklerde bu oranın düştüğü görülüyor. Benzer veriler, bu raporda da yer alıyor.

Katılımcılara “Sizden farklı bir dine mensup olan veya din hakkındaki gorusleri sizden farklı olan birisinin seçimlerde oy vermeyi dusunduğunuz siyasal parti listesinden aday olmasını kabul eder miydiniz?” sorusuna olumlu cevap veren oranı yüzde 47’de kalırken, katılımcıların yüzde 37’si kesinlikle bunu kabul etmeyeceklerini belirttiler.

Bu konuda sorulan bir başka soru da “Kamuya acık toplantılar duzenleyerek fikirlerini acıklamalarına izin verilmeli mi?” oldu. Katılımcıların sadece yüzde 35’i bu soruya evet derken, hayır diyenlerin oranı yüzde 59 oldu. Olumsuz görüş bildirenlerin yüzde 36’sı “kesinlikle izin verilmemeli” dedi.

Hoşgörü konusunda sorulan son soru ise “farklı dini görüşteki kişilerin kendi görüşlerini anlatan kitaplar yayınlamalarına izin verilmeli mi?”ydi. Bu soruya da katılımcıların yüzde 38’e “evet” derken, yüzde 21’i “verilmemeli”, yüzde 33’ü ise “kesinlikle verilmemeli” dedi.

DİNDARLARA BASKI AZALDI
Son yıllarda türban tartışması ve mahalle baskısı gibi konular Türkiye gündemini çok sık meşgul ediyor. Raporda bu konularda da ilginç saptamalar yer alıyor.

 Devlet memurlarının ve öğrencilerin başlarını örtmesine izin verilmelidir diyenlerin oranında 1999’dan 2009’a kadar geçen sürede hafif de olsa bir azalma görünüyor. 1999’da bu konuda olumlu görüş bildirenlerin oranı yüzde 75 civarındayken 10 yıl sonra bu oran yüzde 70 oranına düşmüş. Türban takılmasına “hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 16-17 düzeyinden yüzde 23-24′e yükselmiş.

  
 Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından bir ise dindarlara yönelik baskı olup olmadığı konusunda. “İnsanlar Müslümanlığın gereği olan ibadetlerini serbestce yerine getirebiliyorlar mı?” sorusuna, AKP’nin iktidara gelmesinden hemen önce 2002 yılında yüzde 63 evet, yüzde 34 hayır denilirken, 2009’da evet diyenlerin oranı yüzde 78’e çıkmış, hayır diyenlerse yüzde 19’a gerilemiş görünüyor.

Benzer bir şekilde “Turkiye’de dindar insanlara baskı yapılıyor mu?” sorusuna “hayır” diyenlerin oranı 2002’de yüzde 56 iken bugün yüzde 71 düzeyinde. Karşıt görüşü savunanların oranı ise yüzde 40’tan yüzde 24’e geriledi.

Son 7 yılda dinin yaşanmasında bir rahatlama olduğu görüşü ağırlık kazanırken, araştırma sonuçları benzer bir durumun laik kesimler için de söz konusu olduğunu gösteriyor.

2006 yılında laik kesimden insanların hayatlarını serbestçe yaşabildiklerini düşünenenlerin oranı yüzde 79 iken bugün oran yüzde 86’a çıkmış durumda.

TÜRBAN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ EN BÜYÜK SORUNLAR
Peki hem dindar hem de laik kesim hangi konularda baskı gördüğünü düşünüyor? Dindar insanların yarıdan fazlası baskı örneği olarak türban konusunu gösteriyor. Bu oran 2002’de yüzde 68 iken bugün yüzde 59. İbadet özgürlüğünün engellendiğini düşünenlerin oranı yüzde 7 düzeyindeyken, İmam-hatip Liselerinin statüsü ve ordu baskısı ise yüzde 5’in altında görünüyor.

Laik kesimin en önemli sıkıntısı ise ibadet baskısı. 2006 yılında kendisini laik olarak tanımlayanların yüzde 14’ü ibadet baskısı gördüğünü söylerken bugün sayı iki katına çıkarak yüzde 28’e oldu. Benzer bir biçimde ifade özgürlüğü konusunda sıkıntı yaşadığını belirtenlerin sayısı yüzde 8’den yüzde 20’ye çıkmış durumda.


 
Tags: Bir, Bu, Bunun, Dair, Dr Ali, Genel, Hayata, International Social Survey, Istanbul, Prof Dr, Survey Program

Related posts

Annesinin domuz gribi korunması için eczaneden alıp çantasına koyduğu antibakteriyel el temizleme jeli gözüne sıçrayan 7 yaşındaki küçük kız kornea hücrelerinin erimesi sonrası görme yetisini kaybetti.

 

Milliyet’in haberine göre, söz konusu jeli kızının okul çantasına koyan anne İffet B., nasıl kullanması gerektiğini de anlattı. İstanbul Ak Umut Koleji birinci sınıf öğrencisi küçük D., okula gittiğinde diğer arkadaşları gibi annesinin çantasına koyduğu jeli kullanmak istedi. Ancak kutunun kapağını açmak isterken jeli gözüne sıçrattı. Alkol bazlı kimyasal madde içeren jel, küçük kızı acı içinde bıraktı. Öğretmenleri hemen küçük kızın yüzünü yıkayıp annesine haber verdi.

 

SAĞ GÖZDEN KORNEA HÜCRESİ

Gözündeki acı gitmeyen ve görememeye başlayan küçük kızın sol gözünün kornea hücrelerinin jeldeki alkol bazlı kimyasal maddeden dolayı eridiği belirlendi. Küçük kızın sol gözü olaydan sonra hiçbir müdahaleye cevap vermedi. Ancak önceki gün kornea hücrelerinde az da olsa iyileşme görüldü.

Doktorlar sol gözü kurtaramazsa, küçük kızın sağ gözünden alınan kornea hücreleri ya da kornea nakliyle görmesi sağlanacak. Anne İffet B., Sağlık Bakanlığı’nın izniyle yasal olarak satılan el temizleme jeli aldığını anlatarak, “Jelin üzerinde çocuklardan ya da göz temasından uzak tutun uyarısı yok. Bütün eczanelerin raflarında bu jeller satılıyor ve hiçbir uyarı yok. Başımıza gelenleri bilen eczaneye tekrar gittiğimde hâlâ aynı jeli sattıklarını görünce, ‘Neden hâlâ satıyorsunuz?’ dedim. ‘Yasal iznimiz var satıyoruz’ dediler. Jeli üreten firma hakkında dava açacağım” diye konuştu.

Küçük D’nin okulundaki öğretmenler ise diğer öğrencilerde bulunan jelleri topladı. Küçük kızın doktoru Alp Kayıran da yüksek oranda alkol ve kimyasal madde içeren sıvı maddelerin küçük çocuklardan uzak tutulması gerektiğini vurguladı.

Tags: Bilen, Bu, Cevap, Doktorlar, Gribi, Iffet, Istanbul, Jel, Jeli, Kimyasal Madde, Milliyet, Olsa, Sol, Tutun, Umut, Uzak, Ya, Yasal, Yok

Related posts

”Demokratik açılım”, bugün Meclis gündemine geliyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay açılımı anlatacak, muhalefet görüşlerini ifade edecek.

 

 ANKARA – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla TBMM Başkanlığına sunulan “Demokratik Açılım”la ilgili Genel Görüşme Önergesi’nin öngörüşmesi, Genel Kurul’da bugün yapılacak.

 Hükümetin bu konudaki çalışmalarını yürüten İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Genel Kurula bilgi sunmasının ardından, siyasi parti grupları da konuyla ilgili görüşlerini açıklayacak.

Atalay’ın ardından AK Parti Grubu adına Grup Başkanvekili Suat Kılıç, CHP Grubu adına Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen, MHP Grubu adına Grup Başkanvekili Oktay Vural, DTP Grubu adına ise Grup Başkanvekili Gültan Kışanak görüşlerini ifade edecek.

Görüşmelerin ardından Genel Görüşme açılıp açılmayacağı oylanacak.

Oylama sonucunun olumlu çıkması halinde Genel Görüşme Önergesinin görüşmeleri, 12 Kasım Perşembe günü yapılacak.

Tags: Aa, Ak Parti, Ankara, Atalay, Bilgi, Bu, Bursa, Chp, Dtp, Genel, Meclis, Mhp, Nin, Oktay, Onur, Recep Tayyip, Siyasi Parti, Suat, Tbmm, Vural

Related posts

Domuz gribi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yayılmaya devam ediyor. Şimdi sağlığımıza daha fazla özen göstermemiz gerekiyor. Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olursanız, domuz gribini önleyebilirsiniz. Ehow.com sitesinde yer alan habere göre, aşağıdaki vitaminleri ve takviye ilaçları kullanarak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz:

 

 

1. Vücudunuzdaki antimikrobiyal ajanların üretimini artırarak H1N1 gribine karşı bağışıklığınızı geliştiren D vitamini kullanın. Bu antimikrobiyaller, domuz gribi ve diğer grip türleriyle savaşabilir. Grip mevsimi kış olduğu ve güneş yüzünü pek göstermediği için yıllık D vitamini seviyesinin de en az olduğu döneme rastlıyor. Bağışıklığınızı güçlendirmek için günde 2000-5000 mg D vitamini alın. D vitamininin en iyi şekli D3 vitamini kullanmaktır.

2. C vitamini, gribe ve soğuk algınlığına yol açan virüslerin mukozaya yapışmasını ve çoğalmasını önlediği ve vücut direncini artırdığı için özellikle kış aylarında daha çok tüketilmesi gereken bir vitamin. Yediğiniz yiyeceklerle ya da takviye ilaçlarla günde 200 mg C vitamini alabilirsiniz.

3. Domuz gribi mikroplarını tahrip eden E vitamininden günlük 100-400 mg alabilirsiniz. Çünkü yiyeceklerle gerekli E vitaminini karşılamanız çok zor.

4. Bağışıklık yanıtını artırmak için A vitamini bakımından zengin gıdalar tüketin. Ancak, A vitaminin fazlası zehirleyici olabilir, bu nedenle A vitamini hapından uzak durun. Bunun yerine havuç yiyin. Eğer hamileyseniz A vitamini içerken özellikle dikkat edin, yüksek miktarda A vitamin anne karnındaki bebeğe zarar verir.

5. P vitamini (bioflavonoid)içeren gıdalar yemelisiniz. Bunlar hücre reseptör alanıyla dolu olduğu için H1N1 mikropları hücrelerinize girip enfeksiyona neden olamaz. Bioflavonoidler yeşil çayda, bitter çikolatada, biberlerde, sarımsakta, asitli meyvelerde ve yaban mersininde bol miktarda bulunuyor. En iyi sonuç için, bunları C vitamini ve kalsiyum bakımından zengin yiyeceklerle beraber tüketin.

6. Çinko takviyesi alın. Çinko sadece bağışıklık yanıtını artırmıyor, ayrıca bağışıklık sisteminizi domuz gribiyle daha saldırganca savaşır hale getiriyor. Günde 15 ile 25 mg arasında tüketebilirsiniz, 75 mg’ın üzerine çıkılmaması gerekiyor. Çünkü, fazlası bağışıklık sisteminizi güçsüzleştirebiliyor.

 

 

 ZAMAN ONLİNE

Tags: Bu, C Vitamini, Eden, Mg C, Ya, Yol, Zor

Related posts